Çok uzak bir geçmişte ….

 

Bana yalnız olmadığımı söyle… Çok fazla yorgunum ,hatta artık acı da hissetmiyorum ruhum donmuş, düşüncelerim sadece  bir kaç dakika sonrasını aydınlatıyor .Yaşadıklarım ,geçmişim geleceğimi öldürdü sanki. Bundan birkaç ay ve bir kaç anı öncesine kadar ağlayabiliyordum halbuki … Şimdi ise  bir damla bile yanaklarımdan akmıyor . Kurudular , yitip gittiler .. Yavaş yavaş duygularım da  Ben de   yok olup gidiyorum .. Yorgunum hem de çok yorgun, öyle ki yataktan kalkıp her sabah işe giden sadece bedenim… Gün boyu gülümsediğimi , çay içtiğimi, toplantı masasında nutuklar attığımı görenlerin hiç biri orada olmadığımı fark etmiyor bile. Ruhum benle değil  … Zorunluluklar  bedenimi mahkum etmiş ,kurulu olan sistemin bir dişlisi gibi yaşar gibi yapıyorum  …  Ruhsuz ve bütün duygulardan yoksun .

Güven denen bir kelime vardı anlamını kendi başıma bulduğum ,benim için çok değerliydi ve  temelindeki  SEVGİ  yaşamıma huzur getirirdi. Sanırım sadece bunu istedim, ne bir eksiğini ne de bir fazlasını …

 

Yaşamın içinde sadece 19 adım atmıştım.. anne ve babamı hiç bir arada göremediğim ayrı evler de ayrı şehirlerde  kendimce gülümsemelerimi  bulduğum 19’uncu  senemde karşıma çıktı …

 

O haylice nezih bir semtin kalburüstü sakinlerinden biriydi .23 yaşında Enerji dolu, neşeli,aranılan, arkadaşları tarafından çok sevilen bir delikanlı idi. Yazları yalnız yaşardı, Güney Fransa’da bir yerlerde ikinci bir evleri daha vardı, salt Fransızcadan nefret ettiği için yazın ailesi ile birlikte olmak istemeyen, çoğu zaman anlayamadığım , ama aşık olmaya hazır olduğum o hoş adama tutuldum ben….

 

Tecavüz etti … Kimse inanmadı inanamadı, haykırdım yalvardım kimseye derdimi ,yıkılmışlığımı,çaresizliğimi anlatamadım beceremedim. Hayatım da ilk kez bir dokunuşun bana değdiği  o anın ötesinde kendimle kala kaldım…Tam da bu yaşımda beni canı kadar seven sevgilim olmalıydı.? Sonrası daha da bulanık. Kendi tenimi , ruhumu bile tanımazken başka bir canlının dünyaya gelmemesi için o doktora gidişim..

 

Umut , inanış, güven , saygı, sevginin özü , korunmak kollanmak , hayatla boğuşmak bir yana  sadece   kadın olmak için bile kendimi kandırmam gerekiyor..

 

Şimdi yaş 35 bir çok an geçip gitmiş ,buzdolabında yumurtalara hala yer yok. İlaçların istilasında bütün raflar..

 

Bir vakit önce sevgili namzeti  bir adam daha  vardı hayatımda hala var mı  yoksa.? Bana her dokunuşunda beni suçluluk duygusu ile dolduran; sen kadın değilsin diyen beni güçsüz  hissettiren ama yine de en yakınımda ki tek konuştuğum kişi . Çok zor gerçekten çok  zor ,dönüp dolaşıp yine onunla çay içmek..

 

Uyuşmuş olan düşüncelerimi ve ruhsuz dolaşan bedenimi bir araya getirmem gerekiyor bunu biliyorum .

 

Ve adımını attı; önce onu dinleyen , sadece sesini işiten olmaktan öte ona sabırla adım atan , yanında olmaktan bıkmayan biriyle karşılaştı..

 

Uzanılamayacak  kadar derinlere gitmemesi gerektiğini hissettim, fark ettim ama birlikte karar aldık, hayata  ufak da olsa bir sus işareti koymalı , soluklanmalıydı . Ufak bir rehabilite dönemi geçirdik , sorunlardan  öte dünyanın nefesine karıştık , çiçek diktik , köpeklerle oynaştık , ruhun tekrar bedene geri dönüşüne çalıştık. Ve  sonra konuşmaya , paylaşmaya , paylaştıkça yeşermeye  başladık. Anlattıkları dinlendi  ve belki  ilk defa  anlaşıldı , ruhu parıldamaya başladı . Pansuman yapılıp üstü örtülmedi hiçbir yaranın, hiçbir irinin..  Bir arpa boyu zaman sonra her şey değişti  bana doğru attığı o ufacık adım varlığının ne kadar da önemli olduğunu farketmesine  yetti .Birlikte adım adım , sağlıkla , endişesiz, güvenle yürüdük..Yol arkadaşı olduk..

 

Önceleri İnsanlarda bulamadığı samimiyeti, güveni  sadece köpeklerinde bulurdu , bir sürü sokak köpeği ile evini paylaşırdı  ,dağılmış hayatı  gibi ruhunu güvende hissettiği tek yer  olan evi de darmadağındı .Köpeklerinin kaldığı odalarının  parkeleri pislikten kabarmış, ödenmemiş faturalarla dolu çekmeceleri yerlerde ,lambası seneler önce patlamış holü  karanlık ,onlarca gündür yıkanmamış yeşillenmeye yüz tutmuş tabaklarla dolu lavabosu  pislik içinde ve ne yazık ki sadece  birilerinin önerdiği  bir sürü ilacın dışında buzdolabı bomboştu, AYNEN YAŞAMI GİBİ….

 

ŞİMDİLER DE HER ŞEY ÇOK FARKLI ..

 

Kiralık evinden taşındı , ona ait bir evi var artık , terası  bahçeye açılan yeşillikler içinde bir ev.. Üstelik Buzdolabı hormonsuz domateslerle , çekmece gözleri lavanta toplarıyla dolu . Hayatından geçip giden eski sevgililer yada arkadaşlar olsa da aynı yolu paylaşamadıklarından bitiyor artık ilişkileri .Tercihler yapıyor, onunla birlikte yürüyebilecek güzel ruhlar biriktiriyor, artık çok güzel  gülümsüyor .Çok sevdiği köpeklerine daha faydalı daha ilgili .  İşi kendisinin, çok yeni model olmasa da her daim Enigma dinlediği bir arabası da var. Ve yenilenen taze enerjisiyle hayvan barınaklarında gönüllü olarak çalışıyor. Yalnız değil. Olmayacak da,  dostları ve ben  onun hayatındayız,  biz birlikte yol aldık ve hala arada soluksuz sohbetlerle  dostluğumuzun  keyfini yaşıyoruz.. Sevgi hayatına geri döndü.. güven ve huzur da..

 

Hayatında eksikliğini hissettiği duyguları tek tek birlikte yerine koyduk  ve boşlukları doldurmaya devam ettiğimiz sürecede ne arzu ettiysek gerçekleşmesini eğlenerek izledik .İzlemeye de devam edeceğiz..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir