Yaşamınız boyunca her istediğinize ulaşmak imkansız gibidir, aslında istenilen her noktaya ulaşılabilinir. Belki biraz daha farklı belki biraz daha uzun bir yoldan …
Sadece en kısa zamanda olsun ve şimdi istedim benim olsun yaklaşımı mümkün değildir.
Yollar, stratejiler, sabır, azim ve yaşanılacak olan süreci algılamak anlamak istediğimiz her ne ise ona ulaştırır. Hatta kaybedişler bile…
Ulaşamama durumunda hissettiklerimiz biraz da hayata bakış açımızla ve farkındalığımızla doğru orantılıdır.
İstediğimize istediğimiz an ulaşamadığımızda iki temel duygu durumu ortaya çıkar. ACI VE ÖFKE
Bu iki duygu durumu onu İstediğimiz yoğunluğa göre
A -) Ya üzerinden geçip gittiğimiz anlık duygu değişimleri yaratır ve o an için bizim duygusal kazanç kaybetme endeksimiz düşüktür ..
B-) Ya da yoğun depresif duygular halinde ortaya çıkar ki, bu ikinci durumda birçoğumuz kısır bir döngü içine gireriz. Bu nokta esas üzerinde duracağımız noktadır.
Bu kısır döngü yoğun bir duygu durumunda olduğumuzdan değil hislerimizi nasıl yaşadığımızla ilgilidir.
Kendimize basit bir soru sorarak hayatta patinaj çektiğimiz, tutuklu kaldığımız duygusal travmatik bir çok durumumuzu değiştirebiliriz. Yani öfke mi duyuyoruz ? Acı mı ?
İstediğini elde edemediğinde bir kaybediş durumu söz konusudur.
Acı hisseden birey suskunlaşır. Bu durumu kabullenmeye geçer. Sonrasında çözüm üzerine düşünür. Alternatif neler yapabileceğini düşünür. Çözümsüzlüğünde ise kayıpları için yas tutar. Bir süre sonra ise kayıpları ile vedalaşır ve önüne bakıp hayatına devam eder. Bu yol da TAM BİR KAZANMA DURUMU VARDIR, bu yolda hüzün ,üzüntü durumunun yaşanılması gereken zaman dilimleri vardır. Çok derin üzüntü durumlarında hayata devam edebilme sürecine girmek uzuyor ise psikolojik yardım diğer bir deyişle destek alınmalıdır. Bu yeterlidir.
İkinci duygu durum biçimi ise öfkedir.
Kişi maruz kaldığı duruma ,kayıpları yaşatan kişiye ya da kişilere veya kendine düşmanlaşır. Düşmanlık ise kin, nefret ve intikam alma süreçlerinin doğması demektir. Düşmanlıktan doğan intikam duygusu ise en tehlikeli, en korkulması gereken duygusal ve ruhsal körleşmeleri yaratır. Kısır döngülere girmenizin temel nedeni kendinize, yaşadığınız olaylara ya da kişilere içten içe kin duymanız,nefret etmeniz ve de düşman olmanızdır.
Kısır bir döngü içinde bu süreç sizi ve yaşamınızda ki huzur alanınızı yiyip bitirir…
Daha toplumsal gözle baktığımızda bireysel bazdaki intikamcı duygularımıza yenildiğimiz için bizlerin oluşturduğu toplum da nefret toplumuna dönüşür.
Olan bitenlerle ile ilgili neden sonuç düşüncelerinin üretilmediği ,çözümlerin oluşturulmadığı toplumlarda nefretin kısır döngüsünde savaşın yıkım ve vicdansızlık kaosuna mahkum olunur.
Ve yaşadığımız her gün işlenen cinayetlere şahitlik ettiğimizde, spor müsabakalarındaki kavgaları seyrettiğimizde onları bizzat yapanlar olmasak da suça göz yumanlar olarak bu düzene destek vermiş oluruz.
Kendimizi insanlığın ölümünü seyrettiğimiz döngülere mahkum etmek belki de en büyük insanlık suçudur.
Belki de dünyanın bütün sorunu bu basit duygu seçimini yapamayışımızdan ,kendimize acı mı yoksa öfke mi duyuyorum diye sormayışımızdandır…
”Acı” iyileştiren,”Öfke” ise yok edendir.
Acı duyan bireylerin kendini geliştirmesi ve yaşamına devam edebilmesi için kaybetmeyi kabullenip hazmetmesi ve kaybetmenin de dersini algılaması belki de insanlığa yapacağı en büyük katkı olacaktır..
Mentor Koç Murat Özdemir
27 kasım 2017

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir